Planlı yaşamak

Belli bir gaye uğruna yaşar veya yaşadığını zanneder tüm insanoğlu. Belli bir gaye uğruna yaşadığının farkına varanlar, ne yapmak istediğini ve ne yapması gerektiğini bilenler, başarıya doğru ilerleyebilenler safına dâhil olabilmişlerdir. Ama bir yaşam gayesi olduğunu zanneden insanlar ise, ne istediğini bilmeden, tabiri caiz ise rüzgâr nerden eserse o tarafa sürüklenip gitmişlerdir.

Başarılı insanların hayatlarını tetkik ettiğimizde, bu insanların en stratejik önem arz eden dönemleri, daha çocuk yaşta diyebileceğimiz yaşlarında geleceğe dair belirledikleri hedefleri ve bu hedefe ulaşmak için çizdikleri yol haritalarını oluşturdukları dönem olmuştur. Bir nevi geleceği okuyarak, yaşama dair kararları daha o dönemde almışlar ve yılmadan bu hedefe ulaşabilmek için büyük çabalar sarf etmişlerdir. İlerledikleri yolu kendileri belirlemiş(cüzi irade nispetinde) ve hedefsiz, gayesiz bir yaşamdan kesinlikle kaçınmışlardır.

Yaşadığımız bu dönemde gençlerimizin en büyük kayıpları bu noktada meydana geliyor. Geleceğe dair plan ve programdan uzak yaşayan, rüzgâr nereye eserse oraya meyleden gençlerimizin sayısı basite alınamayacak kadar fazla. İnsan denen varlık, yaşam gayesinden uzak, kendi kararını kendisi veremeyecek kadar acizlik içersinde olamaz. Allah insanı saymaya kalksak, sayamayacağımız kadar üstün niteliklerle donatmıştır. Allah izin verdiği müddetçe insanın başaramayacağı hiçbir şey yoktur. İstemek ve bu isteğe uygun hareket etmek yeterli olacaktır. Cüzi irade nispetinde elimizden gelen yapılmalı ve tevekkül ederek Rabbimizden beklenmelidir.

Yaşamı daha refah içersinde yaşamak insanın gençlikte verdiği kararlar ve bu kararlara sahip çıkarak bu kararlar paralelinde ilerlemesi ile doğru orantılıdır. Kişi ne yaptığını bilerek ve yaşamını daha önceden verdiği kararlar doğrultusunda idame ettirmek suretiyle hakiki manada olgunlaşma sürecine dâhil olur. Plansız ve programsız yaşamak, ne yaptığını bilmeden, hayat nereye götürürse oraya gidenlere bakıldığında, sürekli problem içersinde yüzdüklerine şahit olacağız.

Bizler gençliğimizde bize yüklenilmediği için bazı sorumluluklarımızdan bihaber olabiliriz. Ama sorumluluğun er ya da geç bizi bulacağından bihaber olamayız, olmamalıyız. En basit örneği, bir aile kuracağız biz o aileyi ayakta tutmak ile mükellef hale geldiğimizde tüm durumlar ile buna hazır hale gelmeliyiz. Ekonomik olarak, kültürel olarak tüm donanımları kendimizde toplamalıyız. Toplum nazarında hatırı sayılır bir kişilik olmak, refah içersinde yaşamak için, gelecek planlamasını ne olur sağlam adımlarla oluşturalım ve “rüzgarın estiği yöndeki adam” profilinden uzak duralım.

Selam ile…

Serdar Taşar
09-11-2009